Yakışıklı bir genç ve yaşlı bir Yahudi uzun bir tren

yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşırlar. İhtiyar
biner binmez, genç adam saati sorar, ancak yanıt
almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç
konuÅŸmazlar.
Ertesi sabah, varış¸ istasyonuna gelmeden önce,
ihtiyar “Åžimdi saat 8.30 oldu!” der. Genç, ÅŸaÅŸkınlıkla
“Niye ancak ÅŸimdi cevap verdiniz ki?” diye sorar.
“Bakınız, genç adam: Size dün akÅŸam saati söylemiÅŸ
olsaydım, sohbete baslayacaktık. Bana muhtemelen,
benim de gittiÄŸim kente yolculuk ettiginizi ve belki
de oraya ilk kez gittiğinizi söyleyecektiniz. Ben de,
iyi bir insan olduğum için, sizi evime davet
edecektim. Orada kızım ile tanışacaktınız. Çok güzel
bir kız olduğu için, onu kesinlikle beğenecektiniz.
Eh, siz de çirkin sayılmazsınız – o da, sizi
beÄŸenecekti. Kuvvetle ihtimaldir ki, bu iÅŸ evliliÄŸe
kadar gidecekti. Ben de düşündüm:
Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne
iÅŸim var.